Yeni ve mutlu bir dünya kurun!

12/6/2008 · Kategori: AILE GE_IMSIZLIGI

Yeni ve mutlu bir dünya kurun!

 

Psikolojik sorunu olan eşinize en büyük yardım ve desteği siz vereceksiniz. Çoğu kimse katlanılması zor olan bu sorunun hiç bitmeyeceğini sanır. Zanneder ki, sabretmesi güç bu amansız sıkıntılar, acılar, insanı ne yapacağı hususunda şaşkına çeviren davranışlar, oldu-bittiler, dayatmalar, hep böyle devam edip gidecek.

Hayır! Yanılıyorsunuz. Cenab-ı Hak, her derde derman, her probleme çare yaratmıştır. Acılı günler sonsuza kadar sürüp gitmeyecektir. Bir gün sizinle ağlayan yağmur gülecek, güneş yine pırıl pırıl doğacak, üzerinizdeki kara bulutlar dağılacaktır.

Eşiniz eski sağlıklı günlerine mutlaka kavuşacak, belki eskisinden daha iyi olacaktır. Psikolojik probleme yakalanıp iyi bir tedaviden sonra tekrar sağlığına kavuşan o kadar çok insan tanıdım ki, onların ilk hallerini görseniz iyileşeceğine hiç inanmazdınız. Oysa kendi hatalarımız yüzünden veya bir imtihan vesilesi olarak bu hastalığı veren Rabbimiz, “Şafi” ismi gereği de şifa ihsan ediyor.

Eşinizin mutlaka sağlığına kavuşacağına kesin inanın. Ancak hayalci olmayın. Psikolojik problem bir anda çözülmez. Çok psikolojik hastası olan kimse gördüm. “Keşke, kalbinden veya böbreğinden rahatsız olsaydı da, ameliyat olup kurtulsaydı. Ama bu meselede ne yapacağımızı şaşırdık” diyorlardı. Böyle düşünmek de yanlış. “Keşke,” kadere itirazdır. Allah, sizi iyice sarsmak, kuvvetli bir imtihandan geçirip Kendisine yalvartmak istiyorsa, öyle bir kalp veya beyin problemi verir ki, ne ameliyatla, ne ilâçla kurtulursunuz. Üstelik musibetler arasında mukayeseler yapmak doğru değildir.

Gerçi psikolojik sorunun fizikî hastalıklara göre daha karmaşık olduğunu biliyorum. Ama “Şöyle olsaydı, böyle olsaydı” gibi temennilerin çözüme hiçbir katkısı yok. Şu anda sizin hastalığınız psikolojiktir ve bunu çözmek zorundasınız.

Evet, probleminizin uzun sürebileceğini kabul edin. Bu sabır ve kararlılıkla üzerine gidin. Çabuk sonuçlanırsa bir kaybınız olmaz. Bazen kısa zamanda kontrol altına alırsınız. Ama ara sıra nüksedebilir. Paniğe kapılmayın. Nasıl olsa atlatacaksınız.

Tedavinin başarılı olabilmesi için düzenli doktor kontrollerinin yapılması ve ilâçların kullanılması gerekir. Belki tedavinin maliyeti sizin bütçenize uygun gelmeyebilir. Özel doktor ve kurumlara gücünüz yetmiyorsa, sigorta veya emekli sandığını kullanarak devlet hastanelerinden yararlanabilirsiniz. Bu durumda en güzel adreslerden birisi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesidir. Ne yazık ki, halk arasında pek iyi bir namı yok. Ancak yeşil çam ağaçları arasındaki bu güzel hastanede görev yapan sayısız doktordan işittim; buraya gelen hastaların neredeyse tamamı şifaya kavuşup gidiyor. Öyle ki nasıl iyileştiklerine kendileri bile şaşıyorlar. Çünkü burası en fazla hasta örneğini barındıran, tecrübe imkânı veren ve en yoğun psikiyatrist doktorun bulunduğu entegre bir psikiyatri tedavi merkezi. Burası hakkındaki yanlış kanaatten etkilenip yıllarca hastalık çekmektense, tedavi ettirin, kurtulun. Eğer burayı tercih etmezseniz bile yığınla gidebileceğiniz tedavi merkezi var.

Psikolojik hastalığın tanınması ve tedavi süreci için mutlaka bir rehber doktora ihtiyacınız olacak. Ama asıl görev sizin omuzlarınızda. Öncelikle eşinizin rahatsızlığına sebep olan sorunları belirleyin. Kesinlikle onu mutsuz kılan nedenler var. Onları bulup gidermeye çalışın. Bunları eşinizin konuşmalarından, sorularınıza verdiği cevaplardan bulabilirsiniz.

Onu üzen şeyler nedir? Beklentileri, hayal kırıklıkları, özlemleri nelerdir?

Siz onu mutsuz kılan sebepleri gidermeye çalışırken, elbette her isteğini karşılayamayacaksınız. Çünkü öyle özlemler vardır ki, yerine getirilmesi doğru değildir; bir kısmı para ve imkâna bağlıdır. Ama Rabbimizin bize bedava verdiği, hiç tükenmeyen, eksilmeyen bir nimet vardır. O nimet, sevgidir, anlayıştır, şefkattir. Eşinizin aradığı da budur. Ne var ki, birçok insan en bol varlığını kullanmakta cimridir. Siz cömert olun. Eşinizi sevgi, anlayış ve şefkatinizle kuşatın. Ona mutluluktan kurulmuş özel bir dünya inşa edin. Sözle, fiille, maddî ikramlarla küçük jestlerde bulunun, sempatik tavırlar sergileyin. O sizin eşiniz. Neden hoşlandığını, neyle mutlu olduğunu bilirsiniz. Onu sevindirin, mutlu edin. Psikiyatrik problemin en güzel ilâcı, sevinç ve mutluluktur, motivasyondur.

 Mekân değişikliği gereklidir

Eşiniz sık sık tartışma çıkarabilir. Onun vehimleri, hırçınlıkları, huzursuzlukları bir arayış içinde olduğunu gösterir; sizi sevmediğini göstermez. Sıkıntılı zamanlarında alttan alıp, normal anlarında onu rencide etmeden hakkınızı savunabilirsiniz. Hak ve doğruyu mutlaka kabul edecektir.

Bazı problemler, yaşandığı ortamlarla özdeşleşirler. Kavgalar, sıkıntılar bir evin eşyalarına, duvarlarına kadar sinmiş olabilir. O ortamda bulunmak sürekli problemlerini veya yaşadığı acı olayları hatırlatabilir. Eğer imkân varsa, bir mekân değişikliği sizin sorunu aşmanıza yardım edebilir. “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” sözü boş yere söylenmemiş. Tıpkı “Seyahat ediniz, sıhhat bulursunuz” hadis-i şerifi de insanı psikolojik problemlerden kurtarıp, mutlu etmek için farklı yerleri gezmenin önemini ifade eder.

Uzun boylu bir geziye zaman ve imkânınız uygun değilse, bulunduğunuz şehirde ara sıra gezintiye çıkmak, farklı yerleri gezmek, bulunduğunuz ortamı sık sık değiştirmek, mümkünse hastayı yalnız bırakmamak çok önemlidir.

 Psikolojik derdi çeken bilir

Bu tedavi süreci size çok sıkıcı gelecek. Bazı programlarınız aksayacak, bazı işleriniz gecikecek. Ama eşinizi tekrar kazanacaksınız. Vefakârlığın gereği de bu değil mi? Siz onun bugünkü problemli hâlinin geçici olduğunu düşünün ve onun geleceğini sevin. Gelecekte problemler kalkacak, ümit etmediğiniz bir değişim gerçekleşecek, eşiniz de sizi mutlu etmek için çırpınacaktır. O zaman olaya tek boyutlu bakmayın. Dünü, bugünü ve yarını düşünün.

Hem bir hastayı hayata döndürmenin ne kadar büyük bir sevap olduğunu hesaba katın. Belki de ibadet ederek kazanamayacağınız çok büyük makamlara, sabrınız ve gayretinizle ulaşacaksınız. Sonsuz âlemde güleceğiniz bir zahmet için niye üzülüyorsunuz?

Belki zaman zaman çevrenizin sizi yalnız bıraktığını düşünebilirsiniz. Psikolojik bir derdi olan kimseyle daha fazla diyalog kurmak, onun iyileşmesine yardımcı olmak gerekirken, insanlar onun çevresinden uzaklaşırlar. Bir program olduğunda onu devre dışı bırakırlar. Hasta kimseyi normal bir insan gibi algılayıp, onun yanlışlarını da ilişkilerin kesilmesine sebep gösterirler. Oysa o yardıma ve desteğe muhtaçtır. Belki kendi çıkarını bile tam kollayamayacak kadar desteğe ve ilgiye ihtiyacı var. Siz de çevrenin ilgisizliğinden alınırsınız. Oysa buna tahammül edeceksiniz. Çünkü, psikiyatrik problemi olan bir hastayı en iyi yanındaki kimse tanır. Bu öyle bir derttir ki, kelimelerle anlatılmaz; ancak yaşayan ve çeken bilir. Siz hastanın yanında bulunduğunuz için onu en iyi tanıyan sizsiniz. Başkalarından önce siz sorumlusunuz.

Ancak çevreyi tamamen devreden çıkarmayın. Uygun bir dille problemi anlatıp, nasıl davranmaları gerektiğini söyleyebilirsiniz. Belki bu durumda çevreden de yardım görürsünüz.

Şunu aklınızdan çıkarmayın: Sabır ve dua ile yürüyeceğiniz uzun bir maratona girdiniz. Ama mutlaka başarmaya kararlısınız. Bu inanç, sizi güldürecektir.

Eşinizin doktoru sizsiniz!

12/6/2008 · Kategori: AILE GE_IMSIZLIGI

Eşinizin doktoru sizsiniz!

 

Önce Anadolu'muzun bir vilâyetinden yazan yüreği yaralı bir annenin mektubunu ibret nazarlarınıza sunmak istiyorum. Ailevî sorunlarla ilgili yazılarımızı takip eden bir okuyucumuz, ülkemizde her gün yüzlercesi yaşanan bir aile probleminden söz ediyor. Tipik bir aile dramını ve eşler arası anlaşmazlığı aksettirdiğinden aynen yayınlıyorum:

“Size yaşadığımız bir olayı aktarmak istiyorum. Benim yeni evli kızım bayramda bize gelmişti. Gelmeden önce bir gün Kur'an okurken, telefon çaldı. Baktım oydu. Ağlıyordu. 'Ne oldu, kızım' dedim. 'Anne hiç mutlu değilim, beyim en ufak şeyden sinirleniyor ve beni dövüyor. Hele bir gün iftarda tekme atarak dövdü' dedi.

“Bizim damat daha önce depresyon geçirmiş. Ailesi onu hem hocaya, hem doktora götürmüşler. Kızıma önceki durumunun daha ağır olduğundan bahsetmiş.

“Ailemizde çok huzurlu büyüyen kızım bu durumda ne yapacağını şaşırmış. Her şeyi evham yapıyormuş. Bir gün eşi kapıyı çalmış. Kızım o sırada iftar yemeği hazırlıyormuş. Kapıyı açmış. Beyinin suratı ekşimiş. Sebebini sormuş. 'Sen başka birini bekliyordun' deyince kızımın tepesi atmış. Ondan sonra saatlerce tartışmışlar. 'Benim yemek yiyecek hâlim kalmadı, kendimi de fazla savunamıyorum. Bir şey söylemeye kalksam hemen biliyorum ki, dayak atacak. Ben de sustum' diyor. Aşırı kıskanıyormuş. Ama şunu da söylüyor kızım: 'Dikkat ediyorum, elinde olmadan yapıyor bunları. Kendine gelince özür diliyor.'

“Kızımın bu durumunu duyduktan sonra iki hafta kadar yanımızda alıkoyduk. Buna sinirlenen damat ve ailesi de, kızımızı evine götürmemizi, aksi halde kendilerinin gelemeyeceklerini bildirdiler. Biz de, 'Götürmeyiz, siz gelin alın' diye diretiyorduk. Sonra sizin yazılarınızı gazetede okuyan kızım, 'Anne, bir de Cemil Ağabeyin yazılarını tatbik edeyim, ikinci kez şansımı deneyeyim' dedi. Biz de evvel Allah'a, sonra onlara kızımızı emanet ettik. İnşaallah sizin de dualarınızla bu evliliği devam ettirmek istiyor. Kızım bu yuvanın bozulmaması için sizin yazılarınızı da gazeteden keserek gitti. İnşaallah başarır.”

 Derdini açmayan çözüm bulamaz

Okuyucumuzun isteği üzerine ismini vermiyorum. Zaten dediğim gibi, benzer problemlerin yüzlercesi, binlercesi her gün birçok ailede yaşanıyor. Ama bizler ailevî sıkıntılarımızı hep gizler, bir sır gibi sürekli saklarız. Oysa ailevî problemler de tıpkı kalp ve mide rahatsızlığı gibi çözülmesi gereken manevî bir hastalıktır. Elbette dertlerimizi olur olmaz yerlerde ve sıradan kişilere açmak doğru olmaz. Ancak bir sır gibi sürekli saklanan ve işin ehline açılmayan nice derdimizin çözümünü sonsuza dek bulamayacağımızı hiç düşündük mü? Elbette derdimizi yedi cihana yaymayacağız. Lâkin çözümü için ısrarlı bir gayrete girdiğimizde birilerinin tecrübelerinden yararlanmalıyız. Aksi halde yanı başımızdaki bir çözümden haberimiz olmaz.

Durup durduk yerde ailevî problem yaşanmaz. Her şey tarafların istediği gibi gidiyorsa neden kavga olsun? Mutlaka tarafların birisini veya ikisini üzen, olumsuz etkileyen, dengeli hareket etmesini engelleyen bir problem var.

Bu problem, psikolojik veya fiziksel sürekli bir hastalık, geçim sıkıntısı, iş problemleri, cinsel problemler, hayal kırıklığı olabilir.

Bunların biri veya birkaçıyla geçici de olsa, er veya geç tanışmayan hiçbir aile yoktur. Ama önemli olan, soruna hazırlıklı olmanız ve onu bilinçli göğüsleyip kolayca savuşturabilmenizdir. Hatta bazen hiç savuşturamazsınız. Ama onunla yaşamayı öğrenip yok yere kahrolmaktan kurtulursunuz.

 İffet ve sadakat şart

İster erkek olun, ister kadın. Eğer eşinizin psikolojik bir problemi varsa, şuna kesin inanın: En büyük doktor sizsiniz. Evet, mutlaka tecrübeli bir doktor ve dilinizden hiç düşmeyen dua çok önemlidir. Ancak psikolojik sorunu çözecek asıl şahıs hastanın kendisidir. Ama pek az hasta bu rolü oynayabildiği için en büyük görev size düşüyor.

Siz eşinizle iyi ve kötü günde beraber olmak için yemin etmemiş miydiniz? Dost ve akrabalarınıza gülücükler dağıtarak nikâh masasına otururken gelecekteki acı ve tatlı günleri birlikte yaşamaya azmetmemiş miydiniz?

Kuşkusuz evliliğiniz bir yıllığına, üç yıllığına değildi. Büyükleriniz, “Allah bir yastıkta kocatsın” derken, her türlü acıya göğüs gerip, her türlü derdi birlikte çözmenizi söylemek istiyorlardı tabiî ki. Evliliğin olmazsa olmaz şartı iffet ve sadakattır. Zoru, sıkıntıyı, acıyı görünce kaybolan bir eş, tatlı ve mutlu günleri hak edemez.

Eşinizin problemine sabredeceksiniz. Ancak çözmek için de elinizden geleni yapacaksınız. Özellikle psikolojik sorunu olan eşinize normal bir insan gibi davranırsanız, yanılırsınız. Kendinize de, eşinize de, varsa çocuklarınıza da yazık olur. Ona sabır ve anlayışla davranacaksınız.

Elbette gerçekle bağdaşmayan bir sürü problem çıkaracaktır. Zaten evham, şüphecilik, aşırıya varan kıskançlık, anlamsız suçlamalar, huzursuzluk, tartışma; psikolojik problemin sonucudur. Eğer bu durumda mağdur oluyor, haksız suçlamalara uğruyorsanız, o anda şiddetle mukabele etmeniz yanlıştır. Evet, haksızlığa itiraz edin. Ancak sakinleşince, yumuşaklıkla, onu tahrik etmeden, onu aşağılamadan konuşun.

Ve hepsinden önemlisi, psikolojik sıkıntısı olan eşinizi gönülden sevin. Onu sevginizle iyileştirin. Sevgiden de öte şefkat edin. Çünkü o sizin için dünyada tek ve biricik insandır. Dünyanıza “ilk giren” o değil miydi? Gönül kapınızı ilk kez ona açmadınız mı? En büyük hazine gibi yıllarca koruduğunuz his dünyanızı bütün cömertliğiyle Allah'ın helâl kıldığı eşinize sunmadınız mı?

İlk günlerinizi düşünün. Mutlu günlerinizi hayal edin. Ve şuna kesin inanın: O günler kaybolup gitmedi. Geçici olarak gizlendi. Belki hakkıyla şükrünü yerine getirmediniz, alındı. Belki geleceğe daha bilinçli hazırlanmanız için sınanmanız ve eğitilmeniz gerekiyordu.

Eğer kötü gününüzde birbirinize yardımcı olursanız, birbirinize kopmaz bağlarla bağlanırsınız. Hatta birbirinizi yeniden keşfeder, eskisinden daha şiddetli seversiniz. Âşık olursunuz. Birbirinize olan ilginiz, duyarlılığınız, önemseyişiniz artar.

Merak etmeyin. İnsan, duygusal bir varlıktır. Eşiniz sizin bu vefakârlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır.

Ama sadece acıya katlanın demiyorum. Elbette hızla iyileşmesi için yapmanız gerekenler de var.

« Önceki :: Sonraki »

Genel