Eşinizin doktoru sizsiniz!

12/6/2008 · Kategori: AİLE GEÇİMSİZLİĞİ

Eşinizin doktoru sizsiniz!

 

Önce Anadolu'muzun bir vilâyetinden yazan yüreği yaralı bir annenin mektubunu ibret nazarlarınıza sunmak istiyorum. Ailevî sorunlarla ilgili yazılarımızı takip eden bir okuyucumuz, ülkemizde her gün yüzlercesi yaşanan bir aile probleminden söz ediyor. Tipik bir aile dramını ve eşler arası anlaşmazlığı aksettirdiğinden aynen yayınlıyorum:

“Size yaşadığımız bir olayı aktarmak istiyorum. Benim yeni evli kızım bayramda bize gelmişti. Gelmeden önce bir gün Kur'an okurken, telefon çaldı. Baktım oydu. Ağlıyordu. 'Ne oldu, kızım' dedim. 'Anne hiç mutlu değilim, beyim en ufak şeyden sinirleniyor ve beni dövüyor. Hele bir gün iftarda tekme atarak dövdü' dedi.

“Bizim damat daha önce depresyon geçirmiş. Ailesi onu hem hocaya, hem doktora götürmüşler. Kızıma önceki durumunun daha ağır olduğundan bahsetmiş.

“Ailemizde çok huzurlu büyüyen kızım bu durumda ne yapacağını şaşırmış. Her şeyi evham yapıyormuş. Bir gün eşi kapıyı çalmış. Kızım o sırada iftar yemeği hazırlıyormuş. Kapıyı açmış. Beyinin suratı ekşimiş. Sebebini sormuş. 'Sen başka birini bekliyordun' deyince kızımın tepesi atmış. Ondan sonra saatlerce tartışmışlar. 'Benim yemek yiyecek hâlim kalmadı, kendimi de fazla savunamıyorum. Bir şey söylemeye kalksam hemen biliyorum ki, dayak atacak. Ben de sustum' diyor. Aşırı kıskanıyormuş. Ama şunu da söylüyor kızım: 'Dikkat ediyorum, elinde olmadan yapıyor bunları. Kendine gelince özür diliyor.'

“Kızımın bu durumunu duyduktan sonra iki hafta kadar yanımızda alıkoyduk. Buna sinirlenen damat ve ailesi de, kızımızı evine götürmemizi, aksi halde kendilerinin gelemeyeceklerini bildirdiler. Biz de, 'Götürmeyiz, siz gelin alın' diye diretiyorduk. Sonra sizin yazılarınızı gazetede okuyan kızım, 'Anne, bir de Cemil Ağabeyin yazılarını tatbik edeyim, ikinci kez şansımı deneyeyim' dedi. Biz de evvel Allah'a, sonra onlara kızımızı emanet ettik. İnşaallah sizin de dualarınızla bu evliliği devam ettirmek istiyor. Kızım bu yuvanın bozulmaması için sizin yazılarınızı da gazeteden keserek gitti. İnşaallah başarır.”

 Derdini açmayan çözüm bulamaz

Okuyucumuzun isteği üzerine ismini vermiyorum. Zaten dediğim gibi, benzer problemlerin yüzlercesi, binlercesi her gün birçok ailede yaşanıyor. Ama bizler ailevî sıkıntılarımızı hep gizler, bir sır gibi sürekli saklarız. Oysa ailevî problemler de tıpkı kalp ve mide rahatsızlığı gibi çözülmesi gereken manevî bir hastalıktır. Elbette dertlerimizi olur olmaz yerlerde ve sıradan kişilere açmak doğru olmaz. Ancak bir sır gibi sürekli saklanan ve işin ehline açılmayan nice derdimizin çözümünü sonsuza dek bulamayacağımızı hiç düşündük mü? Elbette derdimizi yedi cihana yaymayacağız. Lâkin çözümü için ısrarlı bir gayrete girdiğimizde birilerinin tecrübelerinden yararlanmalıyız. Aksi halde yanı başımızdaki bir çözümden haberimiz olmaz.

Durup durduk yerde ailevî problem yaşanmaz. Her şey tarafların istediği gibi gidiyorsa neden kavga olsun? Mutlaka tarafların birisini veya ikisini üzen, olumsuz etkileyen, dengeli hareket etmesini engelleyen bir problem var.

Bu problem, psikolojik veya fiziksel sürekli bir hastalık, geçim sıkıntısı, iş problemleri, cinsel problemler, hayal kırıklığı olabilir.

Bunların biri veya birkaçıyla geçici de olsa, er veya geç tanışmayan hiçbir aile yoktur. Ama önemli olan, soruna hazırlıklı olmanız ve onu bilinçli göğüsleyip kolayca savuşturabilmenizdir. Hatta bazen hiç savuşturamazsınız. Ama onunla yaşamayı öğrenip yok yere kahrolmaktan kurtulursunuz.

 İffet ve sadakat şart

İster erkek olun, ister kadın. Eğer eşinizin psikolojik bir problemi varsa, şuna kesin inanın: En büyük doktor sizsiniz. Evet, mutlaka tecrübeli bir doktor ve dilinizden hiç düşmeyen dua çok önemlidir. Ancak psikolojik sorunu çözecek asıl şahıs hastanın kendisidir. Ama pek az hasta bu rolü oynayabildiği için en büyük görev size düşüyor.

Siz eşinizle iyi ve kötü günde beraber olmak için yemin etmemiş miydiniz? Dost ve akrabalarınıza gülücükler dağıtarak nikâh masasına otururken gelecekteki acı ve tatlı günleri birlikte yaşamaya azmetmemiş miydiniz?

Kuşkusuz evliliğiniz bir yıllığına, üç yıllığına değildi. Büyükleriniz, “Allah bir yastıkta kocatsın” derken, her türlü acıya göğüs gerip, her türlü derdi birlikte çözmenizi söylemek istiyorlardı tabiî ki. Evliliğin olmazsa olmaz şartı iffet ve sadakattır. Zoru, sıkıntıyı, acıyı görünce kaybolan bir eş, tatlı ve mutlu günleri hak edemez.

Eşinizin problemine sabredeceksiniz. Ancak çözmek için de elinizden geleni yapacaksınız. Özellikle psikolojik sorunu olan eşinize normal bir insan gibi davranırsanız, yanılırsınız. Kendinize de, eşinize de, varsa çocuklarınıza da yazık olur. Ona sabır ve anlayışla davranacaksınız.

Elbette gerçekle bağdaşmayan bir sürü problem çıkaracaktır. Zaten evham, şüphecilik, aşırıya varan kıskançlık, anlamsız suçlamalar, huzursuzluk, tartışma; psikolojik problemin sonucudur. Eğer bu durumda mağdur oluyor, haksız suçlamalara uğruyorsanız, o anda şiddetle mukabele etmeniz yanlıştır. Evet, haksızlığa itiraz edin. Ancak sakinleşince, yumuşaklıkla, onu tahrik etmeden, onu aşağılamadan konuşun.

Ve hepsinden önemlisi, psikolojik sıkıntısı olan eşinizi gönülden sevin. Onu sevginizle iyileştirin. Sevgiden de öte şefkat edin. Çünkü o sizin için dünyada tek ve biricik insandır. Dünyanıza “ilk giren” o değil miydi? Gönül kapınızı ilk kez ona açmadınız mı? En büyük hazine gibi yıllarca koruduğunuz his dünyanızı bütün cömertliğiyle Allah'ın helâl kıldığı eşinize sunmadınız mı?

İlk günlerinizi düşünün. Mutlu günlerinizi hayal edin. Ve şuna kesin inanın: O günler kaybolup gitmedi. Geçici olarak gizlendi. Belki hakkıyla şükrünü yerine getirmediniz, alındı. Belki geleceğe daha bilinçli hazırlanmanız için sınanmanız ve eğitilmeniz gerekiyordu.

Eğer kötü gününüzde birbirinize yardımcı olursanız, birbirinize kopmaz bağlarla bağlanırsınız. Hatta birbirinizi yeniden keşfeder, eskisinden daha şiddetli seversiniz. Âşık olursunuz. Birbirinize olan ilginiz, duyarlılığınız, önemseyişiniz artar.

Merak etmeyin. İnsan, duygusal bir varlıktır. Eşiniz sizin bu vefakârlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır.

Ama sadece acıya katlanın demiyorum. Elbette hızla iyileşmesi için yapmanız gerekenler de var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Genel