Kadınlar; En büyük güç içimizde

12/6/2008 · Kategori: AİLE VE GEÇİM SIKINTISI

En büyük güç içimizde

 

Eşler arasındaki mutluluğu sarsan faktörlerden birisi de, “parasal yetersizlikler"dir. Ev ihtiyaçlarının karşılanmasından eşinizin isteklerini yerine getirmeye, çocukların eğitiminden sizin moralinize kadar birçok konuda paranın etkili olduğu inkâr edilemez.

İşinde başarısız olan bir erkeğin zihni bir dizi sorunla doludur. Evdeki ilişkileri de bu sorunlardan olumsuz bir şekilde etkilenir. Özellikle geçim sıkıntısının çok yoğunlaştığı dönemlerde huzursuzluk artar.

Atalarımız, “Kadın erkeğin yüzüne değil, eline bakar” demişlerdir. Elbette bu, hanımların maddeyi çok aşırı önemsediği anlamına gelmez. Kadın evdeki işleyişten, yemekten, temizlikten, misafire ikramdan birinci derecede sorumlu olduğu için evin eksiklerini takip etmek ister.

Kronik geçim sıkıntısı durumunda hanımların eşini hem moralman, hem davranışlarıyla desteklemesi gerekir. Maalesef, bazı hanımlar bu duyarlılığı göstermeyebiliyor. Belki de yıllarca süren sıkıntılardan dolayı sabrı tükeniyor, eşini üzmeye başlıyor.

Erkekler şunu bilmeli ki, hepimiz insanız. Hepimizin maddî ve manevî yönü var. Maddî ihtiyaçların hayatımıza etkisi inkâr edilemez. Kimimizin eşi ve çocukları, parayı ve maddî refahı fazla önemseyebilir.

Şu kesin ki, eve hediyelerle, paketlerle, içi dolu poşetlerle girdiğinizde krediniz ve itibarınız daha yüksektir. İşe çıkarken eşinize harcaması için para bırakırsanız, o gün sizi fazla sıkmaz. Çok daha hoşgörülü ve saygılıdır. Bunu da anormal görmeyin. Hangimiz maddî refahı sevmez?

Bu durumda eşlere karşılıklı anlayış ve hoşgörü tavsiye ediyoruz. Ancak çalışmadan, çırpınmadan tevekkül olmaz. Bunun için “geçim sıkıntısı"nı aşmak ve yuvanızı daha mutlu hâle getirmek için bu konuyu ayrı bir bölümde ele alıp çözümler sunmayı uygun bulduk.

 

Borçlu boynu büküktür

Yıllardır kronik geçim sıkıntıları çeken, borçlu ve dertli insanların garip bir psikolojisi vardır. Kendilerini küçük, önemsiz, değersiz görürler. Çevreleriyle mukayeseler yaparlar. “Eğer benim de mütevazi bir evim olsa... Eğer küçük bir arabam olsa...” gibi hasretleri vardır. Etraflarındaki insanların, kendi iç dünyasındaki acı ve fırtınalara olan duyarsızlıklarına içerlerler, “Şuna bak, herkes kendi havasında. Kimse benim derdimle ilgilenmiyor” derler. Belki kimi dost bildiklerinin bir yemek parası, onun her ay geciktirdiği ev kirasından fazladır. Belki kimi zahirî dostlarının yedek arabası, onun bütün sorunlarını çözecektir.

Kronik geçim sıkıntısı çekenler, çok alıngandırlar aynı zamanda. Mahzun ve boynu büküktürler. Zoraki gülerler. Eski neşelerini kaybetmişlerdir. Hâl hatır sorarsınız. “İyiyim” derler. Halbuki iyi değildir. İçi kan ağlamaktadır.

Hz. Ömer (r.a.), “Borçlular olmasa suçluları yüzlerinden tanırdım” dermiş. Çünkü, borçlu da suçlu gibi çekingen ve ürkektir. Acaba hangi ihtiyaç çıkacak, hangi alacaklı parasını isteyecek diye korku içindedirler. Şevki kırılmış, hayatın tadı kaçmıştır.

Geçim sıkıntısının en büyüğü, çevre tarafından “farkedilmeyen” türüdür. Fakirliği çekmek o kadar zor değildir. Ama fakir olarak bilinmemek, hatta varlıklı zannedilmek büyük acıdır. Çünkü, zengin sanılan fakirden başkaları yardım ister, destek olabilecekler de hiçbir şey yapmaz. Çünkü, o kimseyi muhtaç durumda değil zannederler.

İster çevresi tarafından bilinsin, ister bilinmesin böylesi geçim sıkıntısına, “işsizlik, başarısızlık, ağır borç ve iflâslar” yol açmış olabilir.

Sebebi ne olursa olsun, yapılabilecek çok şey vardır. Öncelikle çözümü içinizde arayın. Derde bakış açınızı değiştirin. Onu pekâlâ çözebileceğinizi, hatta çok ileriye gidebileceğinizi düşünün.

 

Siz kendinizi düşünmezseniz kimse sizi düşünmez

Eşler arasındaki mutluluğu sarsan faktörlerden birisi de, “parasal yetersizlikler"dir. Ev ihtiyaçlarının karşılanmasından eşinizin isteklerini yerine getirmeye, çocukların eğitiminden sizin moralinize kadar birçok konuda paranın etkili olduğu inkâr edilemez.

Belki de her yola başvurduğunuzu, kısmetsiz birisi olduğunuzu, artık denenmedik bir çözümün kalmadığını, hiç kimsenin size yardımcı olmadığını düşünüyorsunuz.

Mesele hiç de öyle değil. Bir kere siz, içinizdeki müthiş güç ve muhteşem cesaretle sıra dağlar gibi derde göğüs gerebilirsiniz. Bunun için şiddetli bir istek, kesin zafer için sistemli bir mücadele yapmalısınız.

Geçim sıkıntısı çeken birçok insan gördüm. Çok varlıklı ve problemsiz bir insandan daha fazla uyuyorlardı. Fakirlikten şikâyet eden nice insan tanıdım. Anlamsız lüks ve israflarına şahit oldum. İşsizlikten ağlayan, başkasından yardım alan yığınla insan vardı. Oysa verilen işi beğenmiyor, adam gibi çalışmıyorlardı.

Bu şekilde geçim sıkıntısıyla mücadele edilmez. Siz kendinizi düşünmezseniz, hiç kimse sizi düşünmez. Çünkü herkesin bir derdi vardır. Siz yokluğun kahreden acısıyla savaşmazsanız, hiç kimse sizin adınıza savaşmaz. Siz acılara isyan edip Allah'ın size bağışladığı muhteşem gücü kullanmazsanız, başarı ve zafer gökten inip sizi hedeflerinize doğru uçurmaz.

Bırakın başkalarını suçlamayı. Suçlamaya önce nefsinizden başlayın. Önce kendi yapabileceklerinizi düşünün. Hiç kimse, sizin kadar sizin derdinizi bilemez. Önce siz kendiniz için neler yapabileceklerinizi plânlayın. Hiç kimseden destek görmeyecekmişsiniz gibi davranın. İşinizi kış tutun, yaz çıkarsa ne mutlu. Artık aş, göz çıkarmaz.

Evet, kişinin her şeyden evvel kendi yapabileceği çok şey vardır.

Şimdi bu formülleri sıralayalım. Göreceksiniz, en müzmin geçim sıkıntısı bile mutlaka çözülebilir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Genel