Sevginizi bütün haşmetiyle hissettirin
12/6/2008 · Kategori: AİLE GEÇİMSİZLİĞİ
Sevginizi bütün haşmetiyle hissettirin
Evliliklerinin sarsılmaya başladığını ve aralarında çözülmeyi bekleyen sorunlar olduğunu farkeden nice insan, “Onun için her şeyi yaptım. Ama bir türlü mutlu edemiyorum” diye düşünür.
Gerçekten onun için her şeyi yapmış mıdır? Hiç kimsenin kalbini suçlayamayız, kötü zanda bulunmaya da hakkımız yok. Elbette evliliğini düşünen bir kimse, “Her şey yaptım” diyorsa, önemli bir gerçeği söylüyordur. Belki her şeyi yapmamıştır, ama yapabileceğine inandığı çok şeyi yapmıştır.
Fakat eylemler sonuçlarıyla ölçülür. Eğer beklediğiniz mutluluğu yakalayamıyorsanız, “her şeyi” ya da “yapmanız gerekeni” “yapmamışsınız”dır.
Zaten eşinizin istediği “her şeyi yapmanız” değil; kendisini memnun edecek “bazı şeyleri yapmanız”dır.
Birçok evli, eşini çok sevdiğini, ama sevilmediğini sanıyor. Gerçekte her ikisi de birbirini seviyorlar. Ancak sevgiyi ifade etme biçimleri yanlış.
Sevgi, soyuttur; gözle görülmez, elle tutulmaz. Hiç kimse kalpteki duyguları keşfedemez. Sevgi, somut göstergelere bürünürse farkedilir. Bir fincan acı kahveyi kırk yıllık hatırı sayılan nesne yapan, maddî değeri değildir; dostunuzun kahvede görünen sevgisi ve ilgisidir.
Çoğu insan, hediye vermeyi veya iltifat etmeyi yanlış değerlendirir. Eğer birisi size iltifat ediyorsa, bu yağcılık yaptığı ya da yaltaklandığı anlamına gelmez. O içindeki sevgiyi dışa vuruyor demektir. Peygamberimiz (a.s.m.), “Eğer biriniz mü’min kardeşini seviyorsa, bunu ona söylesin” buyurmuyor mu?
Yine bir hediyede, bir ikramda görünen sevgi ve ilgidir. Eğer bir ikramda bulunduğunuz kimse, eskiye göre size daha samimî davranıyorsa, çıkarcı olduğu için değil, sizin tarafınızdan sevildiğini hissettiği için öyle yapıyordur. Bu yüzden Allah’ın Resulü (a.s.m.), hediyeleşmeyi, ikramda bulunmayı teşvik ediyor.
İşte eşinize sevgiyi ifade etmenin de belirli usulleri vardır. Onları uyguladığınız gün, evliliğiniz büyük bir değişim yaşar.
Burada temel soru şudur: Ne yaparsanız, eşiniz sizin tarafınızdan sevildiğine inanacak? Ya da eşinizin hoşlandığı şeyler nelerdir? Evlilik, “mutlu olma sanatı” olduğu kadar bir “mutlu etme sanatı” olduğuna göre, eşiniz ne yaparsanız mutlu olacaktır?
Siz ona dünyanın en güzel hediyelerini alabilirsiniz. Yazlıkları, kışlıkları, en lüks arabayı emrine verebilirsiniz.
Ama o “sizi” istiyordur. Yani sizin kendisine zaman ayırmanızı, duygusal atmosferde sohbet etmenizi, birlikte gezmeyi, ortak bir şeyler yapmayı, zamanı ve mekânı kendisiyle paylaşmanızı arzu ediyordur.
Zaten bunları açıkça ister ve söyler. Siz sürekli, işinizin yoğunluğundan, zamanınızın darlığından, daha mühim işleriniz olduğundan bahsedebilirsiniz. Ama hiçbiri inandırıcı gelmeyecektir. Çünkü, kendisinden başka şeylerin daha önemli olduğuna inanacaktır. Evet, evliyseniz, ona zaman ayırmaya mecbursunuz. Sonuçta, gece gündüz çalışmayı da eşiniz ve çocuklarınız için yapıyorsunuz. Ama ona zaman ayırmadan, onu ikna edemezsiniz.
Belki ona çok zaman ayırıyorsunuz. Kim bilir yarım gün çalışıyorsunuz, işiniz evinize yakın, belki de sürekli evdesiniz. Ona yeteri kadar zaman ayırdığınızı düşünüyorsunuz. Ama o, bunu değil, takdir edilmeyi istiyor. Olumlu cümleleri, övülmeyi, iltifat edilmeyi bekliyor.
Bunu anlattığım bir erkek, “Her zaman mı iltifat edeceğiz? Ne yaparsam onun için yapıyorum. Gece gündüz onun için çalışıyorum. Ne kadar sevdiğimi anlamıyor mu?” dedi. Ona, “İltifat ve takdir etmek, en kolay, en ucuz, ama en içten bir sevgi göstergesi. Her zaman yapsan ne kaybedersin?” dedim.
Evet, sermayesi en ucuz ve en kolay elde edilebilen, ancak en değerli ve en içten bir sevgi selini hissettirir iltifat ve takdir.
Eşinizi her gün takdir edin. Erkekseniz, onun ne kadar güzel olduğunu söyleyin. Yaptığı işleri, yemeği, temizliği övün. Eve geldiğinizde hâlini hatırını sorun. “Günün nasıl geçti? Bugün neler yaptın?” deyin. Ne kadar iltifat ederseniz siz kazanırsınız. Hata bile yapsa zamanla düzeltir, eksiği varsa tamamlar.
Kadınsanız, eşinize iltifatlar yağdırın. Ne kadar yakışıklı, duygusal, gönül alan birisi olduğunu söyleyin. Başardığı işlerden dolayı övün. Sorunlarıyla ilgilenin. Gününü nasıl geçirdiğini sorun. Yaptıklarından dolayı kutlayın.
Eşinizin takdir edilecek bir yanı olmadığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Araştırın, beğenmediğiniz tarafları olsa da, mutlaka iyi bir yanı vardır. O yönünü takdir edin.
Eğer sizin söyledikleriniz eşinizde yoksa veya yetersizse bile, mutlaka onları edinmeye çalışacak, olumlu bir şekilde değişecektir.
Herkesin hoşlandığı, sevgisini ifade ettiği bir yöntem vardır. Bunlar erkeklere ve kadınlara göre değişir. Ama hepsinin temel karakteri şudur: “O yapıldığı zaman eşimiz tarafından sevildiğimizi hissederiz.”
Söz gelişi, eşinize sevginizi göstermek için hediye yöntemini de kullanabilirsiniz. Çok varlıklı bir kimse anlattı. “Eşim, yıllardan beri kendisine bir çiçek bile almadığımdan yakındı. Oysa onun için ne pahalı şeyler aldım” dedi. Ona ev, araba, pahalı ev eşyaları almıştı. Ama memnun edememişti. Çünkü, eşi, bunları sıradan bir ihtiyaç olarak görüyordu. Bu eşyaların duygusal bir yönü olmadığını düşünüyordu. Oysa bir çiçek buketi, ona sevildiğini hissettirecekti.
Eşinizin sevgi göstergesini keşfetmek bir sanat olduğu gibi, hediye almak da bir sanattır. Önemli olan, eşinizin sevdiği ve ilgi duyduğu şeyleri farketmektir. Kimi eşler, bir çiçekten hoşlanır. Ama bir başkası, yeni bir ev eşyasını sever. Siz bunu fark edip, bütçenize en uygun hediyeyi almalısınız. Önemli olan hediyenin pahalı olması değil, onu düşünmeniz, onun için bir şeyler yapmanızdır.
Kimi erkekler, eşinin hizmet davranışlarından hoşlanır. Senelerce beyinden bir şeyler bekleyen kadın, hep hizmet davranışlarını ihmal eder. Oysa bunları mükemmel yapsa, eşinin gönlünü fethedecek ve uygun bir zamanlamayla kendi isteklerini ortaya koyacaktır. Eminim birçok kadın, eşine hizmette hiç kusur etmediklerini, ama yine de beklentilerine cevap alamadıklarını düşünecektir.
Haklı olabilirler. Ama bu, her erkek için geçerli değil. Yapılacak olan şu: Eşler, birbirinin sevgi ifade ediş biçimlerini fark edecekler ve onu uygulayacaklar.
Bunlar, insanlara göre değişiklik arzediyor.
Bir kadın şöyle yakınıyor: “Kocam, sabah işe gider ve akşam 12'de döner. Cumartesi ve Pazar günleri de dükkânı açıyor. Hafta sonu bir yere gezmeye veya pikniğe gitmeyi zaten unuttum. Hiç değilse biraz zaman ayırsa. Haftada birkaç saat beraber olsak.”
Bu kadın eşiyle birlikte olmayı, sohbet etmeyi, konuşmayı, birlikte bir şey yapmayı istiyor. Baş başa yemek yemek, gezmek, alış verişe çıkmak için feryat ediyor.
Mutlu olmak ve eşini mutlu etmek isteyen erkek, bu sese kulak verir. Çalışıyorsanız, kimin için çalışıyorsunuz? Eşiniz ve çocuklarınız için değil mi? Onlar, “Madem bizim için çırpınıyorsun, biz biraz da bizimle olmanı istiyoruz ve böyle mutlu olacağız” diyorlar. Onlara zaman ayırırsanız ölür müsünüz?
Erkek veya kadın çoğu eş, birbirlerine çok zaman ayırdıklarını söyleyebilirler. Aynı çatı altında bulunmak, birbirinize zaman ayırdığınız anlamına gelmez. Birlikte olmak; birbirinize odaklaşmak, birbirinizle ilgilenmektir. Yoksa aynı masada yemek yiyebilirsiniz. Ama biriniz televizyon izliyor, öbürü etrafı seyrediyorsa, bu birliktelik değildir. Oysa bırakın başka şeyleri ve birbirinizin gözüne bakın, elini tutun, sohbet edin.
Eğer bunun için özel bir çaba harcarsanız, eşinizin nelerden hoşlandığını bütün incelikleriyle keşfedebilirsiniz. Keşfedin ve gereğini yapın. Kazanan siz olursunuz.

